Günaha Son Çağrı romanı için Kazancakis'in İncili diyebiliriz. Zannedersem var olanın dışında, daha insansı bir İsa portresi çizmeye çalışmış. İsa'nın kendisi yeterince tartışmalı bir figürken -mâlum, herkes kendi İsa'sını yaratır ayrıca var olup olmadığı da tartışmalıdır bu şahsın- Kazancakis'in İsa'sı üzerine biraz kafa yormanın ve bir şeyler karalamanın gerekli olduğunu düşündüm.
Kazancakis, İsa'yı zaafları olan, günahkâr bir adam olarak karşımıza çıkarıp bugüne kadar çizilmiş portrenin dışında bir şey anlatmak istemiş.
İsa, Yahudi isyancı Partizan'ın cezalandırılması için çarmıhı yapan hain olarak karşımıza çıkıyor. Onun dışında hiç bir usta çarmıhı yapmayı kabul etmiyor, bu da onu halkının gözünde bir hain yapıyor. Çocukluğundan beri histeri nöbetleri geçirip, ağrılar içinde yere yığılıp hayaller gören, gaipten sesler duyan zayıf bir insan... Acı ve hazzı aynı anda yaşadığı bu nöbetlerin neden kaynaklandığını bildiği için, bunu reddeder ve tanrının çocuklarına acı çektirmek için çarmıhçı olmayı seçer. Aslında mesihliğin moda olduğu bir dönemde, kendisiyle konuşmak isteyen Tanrı'yı reddetmesidir bu. Göründüğü kadar tepkisiz, soğuk ve aciz değildir, zaman zaman öfkelense isyan etmek istese de korku olarak tanımladığı bir duygu bunu engellemektedir.
Bu yaşadıkları hayatı yaşanmaz kılar onun için, ancak tüm bunlardan kurtulma şansı olmadığını fark etmesi zor olmaz. Bu yüzden çöle gidip kendini tanrıya adamışlara katılmaya karar verir. Artık kötüyü oynamaktan vazgeçip teslim olmuştur.
Gitmeden önce Magdalena'dan* af alması gerektiğini düşünür. Magdalena, çocukluğundan beri tanıdığı, saf bir sevgi hissettiği kadındır ve İsa, onun fahişelik yapmasından, kötü bir hayat yaşamasından kendini sorumlu tutar. Magdalena, eskiden saf bir sevgi duyduğu bu adamı karşısında görünce kendini iyi hissetmez. Ondan ve onu kendisinden çalan tanrıdan nefret ettiğini söyler. Sevdiği bu kadının azap içindeki hâlini görmek onun için dayanılmazdır, buna rağmen suçluluk duygusu ağır basar ve affedilene kadar Magdalena'yı terk etmez.
İsa manastıra gittiğinde, başrahip ölmek üzeredir. Onun odaya girmesiyle, gayet mutlu bir şekilde, mesihin geldiğini söyleyerek son nefesini verir. Yahuda** da İsa'nın burada olduğunu duymuş ve bu çarmıhçı haini öldürmek için buraya gelmiştir. İsa, kendisini öldürmek isteyen bu adama karşı koymaz, kendisine tokat atanlara öbür yanağını döndüğü gibi bıçağını boğazına dayayan Yahuda'ya da teslim olur. Bu hareket Yahuda'yı şaşırtır tabi, aciz ve hain bir adamdan ötesi olmadığını düşündüğü İsa'da bilinmedik bir şeyler olduğunu fark eder ve bunu anlayabilmek için takipçisi olmaya karar verir.
Roman, kabaca böyle bir kurgu üzerinde ilerliyor.
Martin Scorsese'nin, bu romandan uyarladığı Last Temptation Of Christ filmi, izlediğim en iyi roman uyarlamalarından biri. Romanla bazı yerlerde paralel gitmese de, bir çok diyalogu bire bir aktarmış, kendi tarzını yansıtırken romanın dokusunu bozmamış. Doğal olarak Kazancakis'in aforoz edilmesi gibi Scorsese'nin bu filmi de dindarlar tarafından pek hoş karşılanmadı. Dindarların neden bu kadar hassas ve obsesif oldukları başka bir yazının konusu.
İncil'in geleneksel İsa'sına dönersek, Adem gibi ilk insandır. Nasıl Adem ölümlü dünyanın ilk insanıysa, İsa'nın da Tanrının krallığının ilk insanı olduğu söylenir. Bu yüzden kötü olan her şeyin karşısına temiz, günahsız ve parlak bir figür olarak konulmuştur.
Bu eseri okurken kafamda şekillenen şey, iyi ve kötünün kesinlikleriydi. İyi ve kötü kavramlarının zihnimizde bu kadar kazınmış olmasını biraz da inançlara borçluyuz. Dünyayı tanrının ve şeytanın savaş alanı olarak kabul ettiğimizde var olan her şey iyi ve kötü olarak kesin bir çizgiyle ayrılır. ve bu kavramların kesin bir şekilde hayatımızda olması, dünyayı olduğu gibi algılayabilmemizi engelliyor. Bu kavramların kendi içlerinde zıtlıklarını taşıdığından çok, bu kadar keskin bir şekilde var olmadıklarını düşünüyorum. Kazancakis İncili de bize bunu anlatmaya çalışıyor.
*Magdalena(Mecdelli Meryem): Hıristiyan inancına göre İsa'nın takipçilerindendir. Bir hayat kadınıdır. İsa'nın dirildikten sonra göründüğü ilk kişidir.
**Yahuda İskaryot: İsa ve Yahuda arasındaki ilişki belki de İsevilerin en tartışmalı konularından biridir. İncil'de İsa'yı ele veren ve çarmıha gerlmesine sebep olan havaridir Yahuda İskaryot ve 13 sayısının uğursuzluğu kendisinin on üçüncü havari olmasından gelir. Ancak Yahuda'nın bir hain olduğunu söyleyenler kadar, Eski Ahit'teki kehâneti yerine getirmek için uğraşan bir dindar olduğunu düşünenler de vardır. Gerçekten de Yahudi metinlerinde bir kurtarıcının geleceğinden, bu ezilen halkı firavunların, imparatorların zulmünden kurtaracak mesihin çarmıha gerildikten sonra geri döneceğinden bahsedilir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder