Tanırım bu
rüzgârı –busesidir Gaia’nın- tenlerimizde gezinen
göğe meydan
okuyan ötüşleri fısıldar martıların kulağına
…ve hayata
meydan okuyan hürriyeti ve sevgiyi fısıldar kulaklarımıza
haykırana kadar
martılar gibi özgür ve mutlu-
Anlatır bize bu dost rüzgâr
aslında kim olduğumuzu
Gemilerin ve şehirlerin ışıkları gelir
uzaklardan
bizleri bizden
çalıp sonra sönük bırakan-
Bilirim ağladığını
kaçarak insanlardan
…ve kimsenin
görmediği gözyaşların gibi
kaybolup gider zaman-
Birer martı
olsak Eldoris, uçup gidiversek
meydan okumak
için bilmediğimiz bir gökyüzüne
önemi olmazdı o
zaman kaybolan zamanın-
Ama değiliz ah! kanat
yerine ellerimiz var
kumların ve zamanın, sürünerek
kaybolduğunu, gittiğini hissettiğimiz-
Ama keşfedersek
ellerimizin büyüsünü
önemsizleşir
kanatların yokluğu-
çünkü
kenetlendiğinde büyülü ellerimiz
öğretecektir
bize gözlerimizdeki ufuklar
aşkın ve özgürlüğün
gururlu mutluluğunu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder