Görmek Bir Kum Tanesi'nde bir Dünya,
Ve bir Cennet bir Yaban Çiçeği'nde,
Tutmak Sonsuzluğu avucunda,
Ve Ebediyeti bir saatin içinde.
*William Blake
İnsanoğlu pullarını ve boyasını görmek için aynanın karşısına geçtiği kadar ruhunu görmek çabasına girseydi, şimdikinden daha güvenilir olabilirdi. İnsanın tek varlığı olan beden zamanla o kadar aşağılık bir hâle geldi ki bedenin ötesinde dünyalar aramaya başladık. Bir yerde okumuştum: sütün, balın safı övülürken insanın safı bu çağın soytarısı hâline gelmiştir! Aynada kendimizi düzelterek, çağın soytarısı olmaktan kurtulduk belki ama sokaklarımızın özgür insanları olmak yerine mâlikanelerin ve sarayların köleleri hâline geldik.
Ruhu kaybettikten sonra her şey daha trajikleşti.
Faust kendini cehennemde bulacağı bir serüvene giriştiğinde ruhunu tatmin etmenin peşindeydi. Çağımızın insanı ruhunu çoktan sattı, üstelik cehennemde yaşamak için serüvenin bitmesini beklemesine gerek yok! Senden bahsediyorum. Gözlerindeki perdeyi indirdiğin an kendini cehennemde bulmadın mı?
Benim meselem de bu işte. Ruhum... Bir kahraman değilim, cesur, gözü kara bir savaşçı falan değilim. Sadece bütün derdi ruhu olan, kimsenin önemsemediği birkaç ilkesi olan bir adamım. Yazma eylemi de benim için ruhun konuşmasıdır. İmgeler dünyasından, ütopya ya da distopya adına her ne derseniz, bütün sevginin ve nefretin olduğu yerden yaşadığımız dünyaya bir şeyler taşımaktır. Böyle afilli cümleler kurduğuma göre meselenin özüne gelebilirim.
Öylesine yazılar yazmak, günah çıkarmak için, doğaçlama yazılarımı yazıp içimi döktüğüm bir blog açmıştım. Ama zamanla teorik yazıların olduğu, fazlasıyla ciddi bir yer hâline geldi. Orada sayıklama lüksüm kalmadı. O yüzden artık burada günah çıkaracağım. Arada çok ciddileşmeden Rimbaud'dan, Blake'ten, Sylvia'dan, Neyzen'den falan bahsederim belki.
Bir de küfretme ihtiyacımı, ahmakların ne kadar ahmak olduklarını teori kullanmadan söyleme gereksinimimi buradan gidereceğim. Arada çok gidersem "Kafayı mı yedin ulan ne yapıyorsun?" diyebilirsiniz.
Erol Evgin'in de dediği gibi, işte öyle bir şey. Aynı yazıda hem süslü kelimeler kullanıp hem saçmaladığıma göre bitirebilirim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder