8 Aralık 2013 Pazar

Neyzen Tevfik: Mukaddes Azapta Bir Serseri



Taparım kendi ruhumun sesine,
Kalbimin ateş-i mukaddesine.

 Medeniyete bulaşmış hemen hemen her kültürde bilge imajı aynıdır. Dağlarda, deniz kıyılarında, ormanlarda yaşayan, insanların topluca yaşadıkları yerlerden uzak duran ve hayatın anlamını kendi başlarına kalarak bulmaya çalışan insanlardır. Diğerlerinin kendi benliklerine ulaşırken kalabalık ve gürültü etmelerini istemezler. Ancak uzak durmalarının bir sebebi de insanların arasında aşağılanmalara ve alaylara katlanmak zorunda olduklarını bilmeleridir.

 Neyzen Tevfik farklıdır. O insanların arasında bir serseri, bir maskara olmayı tercih eder. Hakikat anlayışı ona insanlardan uzak kalmasını değil, onları hicvetmesini gerektirir. Diyojen Atina sokaklarında elinde fenerle dürüst insan ararken, Neyzen bu umudunu çoktan kaybettiği için küfreder.

 Çocukluk yıllarında saz şairlerinden duyduğu hikayeler şiire ilgi duymasını sağlar ancak asıl dönüm noktası Berber Kâzım ile tanışmasıdır. Ondan Ney dersleri almaya başlar. Bu sırada sara nöbetleri arttığı için ailesi bunu ney sesinden etkilenmesine bağlar, ancak altı ay sonra gittiği bir doktor, üstüne gidilmemesi ve istediklerini yapması için serbest bırakılması gerektiğini söyler. Böylece ney ile daha çok ilgilenmeye fırsat bulur. Yatılı olarak İzmir İdadisi'ne gönderilir. O sıralar istibdat yönetiminin aydınları sürgün ettiği yer olan İzmir'de Tokadizade Şekip, Tevfik Nevzat, Ruhi Baba ve Şair Eşref gibi pek çok ünlü isimle tanışır. Şair Eşref'in Neyzen'in hicve ilgi duymasını sağlamış, Neyzen'in ilk şiiri de bu günlerde yayınlanmıştır.

 Tekkeler ve meyhaneler arasında bir hayatı vardır Neyzen'in. Bir Mevlevi dervişidir, inançlıdır, ama inancı putu olarak değil özü olarak görür. Bir nevi En'el Hakk felsefesini benimser, ona göre Buda'yı aydınlatan, Shakespire'i dile getiren ve Rousseau'da temiz bir vicdan olarak görünen, kendisini bir Neyzen yapan kuvvet ile aynıdır. Tanrıyla ara sıra kavga eder ancak toplumun sahtekârlığı ve yavanlığı onun için daha büyük bir sorundur. Yakınlarının ısrarıyla pikap doldurmuşluğu ve kitap çıkarmışlığı vardır ancak bunlardan kazandığı paranın yüzüne bile bakmaz. Eline geçen para rakının yanındaki mezesine bile yetmemektedir. Bir çok insanı ilahı hâline gelen şey, onun pek umurunda değildir.

Şimdi de kalmadı nakdin nazarımda kadri,
Kirli ellerde görünce paradan iğrendim!

 Kadıköy'den Beşiktaş'a vapur parası olmadığı için elindeki Hamlet'i Fenerbahçe'de satmışlığı vardır. Bir çok insanın korktuğu, yaşamamak için çırpındığı hayatı yaşar, ancak fakir değildir çünkü bir lokma ve bir hırkadan fazlasına sahip olmadığı için hayıflanmaz.
 Bir ara Mustafa Kemal'i öven şiirler yazsa da iktidarla arası genellikle iyi değildir. Toplumun peşinden gittiği heyulalar onun için teneke tıngırtısından farksızdır. İzmir'de geçirdiği yılların ve orada tanıştığı sürgündeki insanların etkisinden olsa gerek, ilk siyasi hicvi Abdülhamit üzerinedir. Abdülhamit'in Ağzından Bir Nutk-u Humayun şiirinde onun engizisyondan, Cengiz'den ve Yezid'den daha büyük bir zorba olduğunu söyler. Uzun süre moda olan Turancılık akımıyla da arası pek iyi değildir. Ne zaman biri yeni Osmanlı'dan ve büyüyen, süper güç olan Türkiye'den bahsetse aklıma Neyzen'in turancıları hicvettiği şu dizeler gelir:

Nâfia emredecek şimdi mühendis Agob’a,
Bir tünel açmak için şöyle Kutub'dan Kutub’a,
Köprü inşası için lazım olan hayli duba,
Vükelâ Meclisi’nin boş kafasından olacak!
 İstibdat'tan işgal yıllarına, İttihat Terakki'den Kemalist iktidara kadar bütün iktidarları hicvetmiş ve onu tanıyan üst düzey memurların deyimiyle işe yaramaz bir serseri olmanın gereğini yerine getirmiştir.

 Bana göre Neyzen Tevfik, bilinen bohem portresinden biraz farklıdır. Toplumla kavgalı olduğu kadar kendiyle de kavgalıdır ve hayatı bu kavganın üzerine kuruludur. Kavgalı olduklarıyla kaçmaktansa onları hicvetmeyi tercih eder. Kendisi olmak ve insanların ona bakışlarını önemsememek onu neşeli bir hâle getirir, bundan duyduğu keyif şiirlerinde fark edilir. Ancak azaptadır da. Çünkü o sadece bir kavga ve reddediş içinde değil, aynı zamanda bir arayış içindedir.

 Neyzen Tevfik için kısaca Mukaddes Azapta Bir Serseri diyebilirim. O, derinleştikçe sadeleşen insanlardan biridir ve Neyzen Tevfik oluşunu buna borçludur.

Bu arada, yıllardır internette dolaşan Be Hey Dürzü adlı ucube kendisine ait değil.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder